Bası Yaraları

- 14 Haziran 2019

TARİHÇE

Bası yarası basit bir kavram olmasına rağmen uzun zaman nedeni fark edilememiştir.

  • 1749-1940:  birçok teori üretilmiştir. Ancak tedavisi üzerinde durulmamıştır.
  • 1853: Brown-Sequard: Nem ve basıncın rolü olduğunu bildirmiştir.
  • 1897: Charcot: Doku nekrozuna neden olan bir nörotrofik faktörün salınmasını sorumlu tutmuştur.
  • 1908: Van Gehuchten: Kas istirahati ve duyu kaybının önemini söylemiştir.

Küster: Bakterilerin bası yarası gelişiminde önemli olduğunu bildirmiştir.

  • 1950: Alexandre ve Cannon: Cerrahi girişimle yaraların kapatılmasını ve penisilin ile proflaksini önermiştir.

Mulholland: Beslenme ve pozitif azot dengesine dikkatleri çekmiştir.

Bugün bası yaralarında uygulanan kas-deri flepleri 1971’den itibaren Ger, Mathes, Nahai tarafından geliştirilip sınıflanmış.

İSİMLENDİRME

  • Basıncın yol açtığı doku bütünlüğündeki bozulmayı tanımlamak için yıllarca pek çok kavram kullanılmıştır.
    • Yatak yarası (bedsore),
    • Dekibüt ülseri (decubitus ulcer),
    • Basınç yarası (pressure sore),
    • Basınç ülserleri (pressure ulcers) kullanılan kavramlardan bazılarıdır.
  • Decubitis” Latince bir kelime olup sırt üstü yatma anlamındadır.
  • Oturan insanlarda da iskial bölgelerde yara açıldığından decubitis yerine bası yarası tanımını kullanmak daha doğrudur.

BASI YARASI NEDİR?

Avrupa Basınç Ülserleri Tavsiye Paneli –EPUAP- 1998 tanımına göre tanımlanmıştır.

  • Bası yarası: “Basınç, sürtünme, yırtılma ve diğer faktörlerin etkisiyle deri ve deri altındaki dokularda meydana gelen bölgesel doku zedelenmesidir.”
  • Deri ve kas üzerine sürekli basınç uygulanmasına bağlı olarak gelişen yaralanmadır.
  • Bası yaraları, uzun süreli basıncın etkisinde kalmaya bağlı olarak, vücudun herhangi bir bölgesinde iskemi ve nekroz sonucu oluşan yaralardır.

OLUŞMA MEKANİZMASI

  • Bası yaralarının oluşumunda en önemli faktör basıdır.
  • Normal deride
    • Toplardamar basıncı à 12 mmHg,
    • Atardamar basıncı à 32 mmHg’dır.
  • Bası 12 mmHg’yı geçtiğinde, toplardamar kılcallarında kan akımı durarak toplardamar dolgunluğu oluşur.
  • Basının artarak devam etmesi atardamar kılcallarında kan akımı da durdurarak nekroza (doku yıkımı) yol açabilir.
  • Yara oluşması için gerekli olan zaman ve basınç arasında ters orantı vardır.
  • 70 mmHg‘nın 2-6 saat arasında uygulanması sonucu geri dönüşümsüz doku hasarı oluşur.
  • Şayet bası aralıklarla hafifletilirse bu hasar azalır.

Bası yarası oluşumunda şu basamaklar gözlenir:

a-Hiperemi (kızarıklık)

Erken dönemde görülür (baskı süresi 30 dakikadan az). Bası kaldırılırsa deri normale döner.

b-İskemi (dokunun kanlanamaması)

Bası devam ederse (2-6 saat) iskemi gelişir. Geri dönüşü mümkündür ancak geç ve zordur. En az 36 saatte normale döner.

c-Nekroz(doku yıkımı)

Geri dönüşü yoktur. (6 saatten fazla süren bası sonucu oluşur).

d- Ülser (yara)

Nekrozdan sonraki ikinci haftadan sonra kaçınılmaz olarak ülser gelişir.

KLİNİK EVRELEME

  • Evre I

Deride herhangi bir yara oluşmaksızın, basmakla solmayan kızarıklık olur.

  • Evre II

Epidermis ve dermisi (deri tabakaları) içeren yüzeyel yara şeklindedir (Su toplanması veya yüzeyel bir krater şeklinde yara).

  • Evre III

Deri – derialtını tamamen tutan, kas veya kemiğe kadar uzanan yaradır.

  • Evre IV

Karmaşık yaralar: Diğer yaralarla birleşen, kemik, bursa, eklem, vücut boşluklarıyla (rektum, vajen, mesane) irtibatlı hale gelen yaradır.

GÖRÜLME SIKLIĞI

  • Hastaneye yatırılan hastalarda görülme sıklığı %2.6 ile %29 arasında bildirilmektedir.
  • Yoğun bakım ünitelerinde görülme sıklığı %33, yaygınlığı %41 olarak bildirilmiştir.
  • Omurilik yaralanmalı hastaların yer aldığı ünitelerde görülme sıklığı %25 – 66 olarak bildirilmektedir. Bu grupta ölümlerin %7-8’i, yeniden hastaneye yatmaların çoğu bası yaralarına bağlıdır.
  • Görülme sıklığı o ünitedeki hasta bakımının kalitesi için bir ölçü olarak kabul edilebilir.
  • 1990-2000 yılları arasında yapılmış olan 300 çalışmanın sonuçlarına dayanarak hazırlanan rapora göre,
  • ABD’de basınç ülserlerinin görülme sıklığı:
    • akut bakım alanlarında %0.4 – 38,
    • uzun süreli bakım alanlarında %2.2 – 23.9
    • evde bakımda %0 – 17’dir.

ÜLKEMİZDE BASI YARALARI

Ülkemizdeki durumu yansıtan kapsamlı bir araştırma sonucuna ulaşılmamakla birlikte gerek gelişmiş ülkelerdeki rakamlar gerekse her yıl trafik kazaları nedeniyle özürlü olan kişi sayısı dikkate alındığında bizim için de önemli bir sorun olduğunu söyleyebiliriz.

NEDEN ÖNEMLİDİR?

Bası yaraları tüm dünyada, sağlık bakım kurumlarında önemli bir problem olarak belirtilmektedir.

Çünkü:

  • Hastanın yaşam kalitesini etkilemektedir.
    • Hasta ağrı çekmekte,
    • Hastanın fiziksel sağlığını etkileyerek yaşamını tehdit etmekte,
    • Bağımsızlık kaybına sebep olmakta,
    • Sosyal hayata katılamama gibi psikolojik problemler yaşamasına neden olmaktadır.
  • Sağlık bakım maliyetini arttırmaktadır.
  • Yara bakımı, debritman, greft (cerrahi işlemler) gibi işlemler nedeniyle hastanede yatış süresi uzamaktadır.

RİSK FAKTÖRLERİ

BASINÇ

Bası yaralarının gelişmesinde rol oynayan en önemli faktör

Basınç’tır.

  • Basıncın yoğunluğu,
  • Süresi
  • Dokunun dayanıklılığı

Bası yaralarının gelişmesinde önemlidir.

Uzun süreli düşük şiddetli basınç, kısa süreli yüksek şiddetli basınçtan daha etkilidir ve bası yarası oluşumunda daha fazla rol alır.

  • Bası yaralarının %95’i göbek düzeyinin altında oluşur.
  • Bunların %75’i leğen bölgesinde ve %20’si uyluk ve bacaklarda oluşur.

BASINÇ NOKTALARI-SIRTÜSTÜ POZİSYON

 

BASINÇ NOKTALARI-YÜZÜSTÜ POZİSYON

 

BASINÇ NOKTALARI-YAN YATIŞ POZİSYONU

 

BASINÇ NOKTALARI-OTURMA POZİSYONU

 

 

SÜRTÜNME VE MAKASLAMA KUVVETLERİ

 Hastanın pozisyon değişimi sırasında özellikle bacakların birbirine veya yatağa sürtünerek hareket etmesi ile deri altı damarlarında küçük yaralanmalar oluşabilir.

  • Böylece kan dolaşımının azalması ile bası yarası oluşumu riski artar.

ISI

  • Isı nem ile (idrar, ter, dışkı) birlikte deride ıslanıp yumuşamayı kolaylaştırır.
    • Kişileri çıplak sünger bir yatak üzerinde oturtarak yapılan gözlemlerde deri ısısında 3° C lık ısı artışı saptanmıştır.
  • Her 1°C’lık ısı artışı doku metabolizmasında ve Oksijen gereksiniminde %10’luk artışa yol açmaktadır. Doku iskemisi doku ısısında artışla birlikte olduğunda,iyi beslenemeyen durumdaki hücrelerin metabolizması daha büyük tehlike altındadır.
  • Ateş yükselmesi de bu açıdan olumsuz bir faktördür.

NEM

  • Nem derinin dış tabakasının dışsal güçlere karşı direncini etkilemektedir.
  • Uzun süre neme maruz kalan derinin dış tabakasında önce yumuşama daha sonra ise doku bütünlüğünde bozulma gelişir.
  • İdrar ve dışkısını tutamayan ya da aşırı terleyen kişilerde basınç ülserleri gelişme riski yüksektir.

UZUN SÜRE HAREKETSİZ KALMA                                                                      

  • Günde ortalama 7 – 8 saate ulaşan sürelerde dinlenmekteyiz.
  • Bu sırada dokularımız basıya uğramakta, ama duyu ve motor işlevlerimiz sağlam olduğu için yara açılmamaktadır.
  • Basının dokuda yarattığı kanlanma azalması belli bir düzeye eriştiğinde bilinç altı düzeyde kalan bir refleks ile beden pozisyonu değiştirilir.
  • Uyku sırasında ortalama her 13 dakikada bir kez beden pozisyonunda değişiklik olur.

DUYU KAYBI

  • Dokunma ve ağrı duygusu olmayan hastalarda bası yarası gelişimi daha sıktır.
    • Çünkü hareket etme ve duyusal algılama problemi olmayan sağlıklı kişiler basınç nedeniyle oluşan doku beslenememesinin yol açtığı rahatsızlığı hisseder ve pozisyon değiştirerek basıncı başka noktalara kaydırırlar.

YAŞ

  • Yaşın ilerlemesi ile, derinin elastikiyetinde ve deri tonusunda bozulma olur.
  • Kollajen yapımında, serum albumin düzeyi ve bağışıklık sistemi cevaplarında azalma olur.
  • Yağ dokusunun azalmasına bağlı zayıflık görülür.
  • Deri ve deri altındaki dokuların arasındaki bağlantının zayıflaması meydana gelir.
  • İlerleyen yaşla birlikte mental durumun bozulması yaşlılarda basınç ülserlerinin gelişmesinde rol oynayan faktörlerdir.

HASTALIKLAR

  • Hareket kısıtlılığına yol açan, dokulara kan ve oksijen taşınmasını etkileyen hastalıklar basınç ülserlerinin gelişmesinde rol oynamaktadır.
  • Örneğin yatağa ya da tekerlekli sandalyeye bağımlı olan felçli hastalarda, kalça kırığı gelişen hastalarda basınç ülserleri gelişme riski yüksektir.

İNFEKSİYONLAR

  • Bası yaraları kronik etrafına bulaşan,genişleyen yaralardır.
  • Basıya uğrayan deride kan ve lenf akımında bozulmalar ve iskemi (dokuda kanlanamama) gelişerek mikropların birarada olmalarını kolaylaştırır.
  • Bu mekanizmada bağışıklık sisteminin bozulmasının da rolü vardır.

İNKONTİNANS (İDRAR TUTAMAMA)

  • İdrar kateterleri infeksiyon kaynağı olabilirler.
  • Özellikle felçli hastalarda anal bölge çevresinin kuru ve temiz olmasına dikkat edilmelidir.
  • Islaklık deride yumuşamaya yol açarak yara oluşumunu kolaylaştırır.

BESLENME

  • Uzun süre hareketsiz kalma ile sonuçlanan ani başlangıçlı olaylarda (travma, felçler, ağır hastalıklar vb.) azot dengesi negatifleşir.
  • Fosfor, kalsiyum ve sülfür dengelerinde de benzer değişim olur.
  • Bu değişimler sonucunda ortaya osteoporoz (kemik erimesi), dokuda kitle kaybı, kilo kaybı, iştahsızlık ortaya çıkar.
  • Negatif denge tepe noktasına 2-8 gün içinde erişir, birkaç ay normale dönmez.Bu durum mevcut yaraların iyileşmesini geciktireceği gibi genel durumu da bozar.
  • Protein-kalori dengesindeki bozulmalar ile bası yaraları gelişmesi arasında güçlü bir ilişki vardır.

PSİKOLOJİK ETMENLER

  • Stres durumunda kortizon salınımı artar,
  • Kortizon kollajen sentezini azaltır,
  • Kollajen sentezinin azalması ile basınç ülserleri gelişimi arasında bir ilişki bulunmaktadır.
  • Stresten uzak durmak ve stres kontrolü öğrenmek çok önemlidir.

BASI YARALARININ ÖNLENMESİ

  • Riskin değerlendirilmesi
  • Eğitim
  • Pozisyon değişimi
  • Deri ve yatak bakımı
  • Beslenme

1-RİSK DEĞERLENDİRMESİ 

  • Basınç ülserlerinin yaygınlık ve görülme sıklığını azaltmada en önemli girişim risk faktörlerini belirlemektir.
  • Bunun için en objektif, güvenilir ve maliyet etkili olan yöntem risk değerlendirme araçlarının kullanılmasıdır.
  • Hareketleri azalmış, duyu bozukluğu olan, zihinsel uyanıklık durumu bozuk ve ilaçla uyutulmakta  olan hastalar yüksek risk altındadır:

– Koma

-Deserebre

– Omurilik yaralanması

-Ameliyat sonrası

-Çoklu yaralanmalar (alçı nedeniyle uzun süre hareketsiz kalma)

2-EĞİTİM

  • Hasta ve ailesi, hastanede çalışanlar yara oluş nedenleri ve sonuçları hakkında eğitilmelidirler.

3-POZİSYON DEĞİŞİMİ

  • Hasta yatağa bağımlı ise en az iki saatte bir, tekerlekli sandalyeye bağımlı ise saat başı pozisyon değiştirilmelidir.
  • Paraplejik (belden aşağısı felçli) hastalarda kollarda güçlendirme egzersizleri yapılmalıdır.
  • Dik pozisyon verilmemeli, 30° yan yatış pozisyonu tercih edilmelidir.
  • Bacak araları yastık ya da köpük kenarlıklarla desteklenmelidir.
  • Alt bacağın arka alt kısmına (diz altından ayak bileğine kadar) yastık konulmalıdır.
  • Kasların gevşek halleri korunmalıdır.
  • Eklemlerde kısıtlılık oluşmamasına dikkat edilmelidir.

 Resimler

 4-DERİ VE YATAK BAKIMI

  • Basınç yaralarının yaygın olduğu vücut bölgeleri, topuklar, kuyruk sokumu kemiği, iskiya tüberositler, kalçanın çıkıntılı yerleri günlük olarak kontrol edilmelidir.
    • Deri bakımı
    • Sürtünmeden korunma
    • Yatak çarşafları temiz ve kuru olmalıdır.
    • Hastanın altındaki yatak ve çarşafta kırışıklar olmamalıdır.
    • Yatağa bağımlılarda idrar ve dışkılama sonrası temizlik çok önemlidir.
  • Nemi kontrol altında tutmak için neme yol açan nedenler belirlenir (terleme, yara akıntısı, banyo sonrası ıslak kalma ve dışkı ya da idrarın kaçırılması).
  • İdrar ya da dışkının ciltle temasını önlemek için bariyer krem ve polimerik cilt koruyucuları kullanılabilir.
  • Ayrıca emici bezler, kondom kateter, dışkı ya da idrar toplama sistemleri kullanılarak kaçırma problemleri olan hastanın cildi korunabilir.
  • Sürtünme ve yırtılmayı önlemek için hastanın yatağının başucu 30º’den daha fazla yükseltilmemelidir.
  • Hasta yatak içinde hareket ederken (oturma, yan dönme vb.) trapez ve tırmanma aleti kullanmalı,
  • Yatağın ayak ucuna doğru kaymış olan bir hastayı yatağın başucuna doğru çekerken mutlaka çarşaf kullanılmalı,
  • Çok yaygın bir şekilde yapıldığı gibi hasta iki kişi tarafından koltuk altlarından tutularak yukarı doğru çekilmemelidir.

Resimler yada çizimler

BESLENME

  • Diyetisyen ile işbirliği yapılarak risk altında olan hastaların protenin ve kalori miktarları arttırılmalıdır.
  • Bu hastalara A, C ve E vitamini gibi kollajen sentezini arttıran, cildin yenilenmesini sağlayan ve bağışıklık sistemi güçlendiren vitaminler verilmelidir.
  • Bası yaralarının açılmasına sebep olabilecek kansızlık, protein ve vitamin eksiklikleri, yanlış yapılmış sargı ve ateller, vücut direncini düşürecek faktörler ortadan kaldırılmalıdır.

YATAKLAR

  •  Tedavide kullanılan havalı yataklar basıyı tamamen ortadan kaldırmaz.
  • Sadece 15-30 mmHg’lık bir hafifleme sağlar.
    • Hava akışlı yatak (Clinitron),
    • havalı yatakları,
    • su yatakları,
    • sünger destekler,
    • Koyun,kuzu derisi (pösteki)

Statik malzemeler

  • Çeşitli destekleyici pansuman malzemeleri,
  • Sünger ya da silikon jel gibi maddelerden yapılmış yastıklar ve şilteler,
  • Koyun pöstekisi

Yatak üzerine yerleştirilen araçlar

  • Havalı yatak
  • Hava ile doldurulan şilte
  • Yumurta kabı şeklinde şekillendirilmiş sünger yatak
  • Topuk koruyucu

Tekerlekli sandalyede

  • Hava, köpük, jel minderler

 Dinamik Malzemeler

 Çeşitli yatak tipleri

  • Düşük hava kayıplı yatak
  • Yüksek hava kayıplı (air fluidized) yatak
  • Su yatağı
  • Hareketli veya salınan yatak
  • Bununla beraber iki faktör , yani basınç giderilmesi ve kan akımının artırılması faktörü iyi bir yatak yüzeyi tespitinde önemli faktördür. Yatak yüzeyinin seçimi yara iyileşme rejiminin önemli bir kısmıdır.

Resimler-çizimler 

YARANIN TANINMASI

Bası yarası durum cetveli

  • Yeri, biçimi, büyüklüğü, derinliği, kenarları,
    sağlam görünen deri alanının altındaki ölü doku, sıvı artışı, çevreleyen derinin durumu, iyileşme belirtisi durumunun düzenli kaydının tutulması önemlidir.

İnflamasyon dönemi:

(Üç güne kadar)

Fibrin pıhtısı, platelet agregasyonu,

Makrofajların anjiojenik madde salgılaması ve fibroblastları uyarması

48-72 saatte fibroblastların ortaya çıkışı

(O2 â  ve laktat düzeyi á  fibroblastların gelişmesini hızlandırır)

Fibroblastlardan kollajen, elastin ve proteoglikan sentezi

Proliferasyon dönemi:

(Yara iyileşmesi tamamlanıncaya kadar)

Granulasyon dokusu oluşması ve büzülmesi

Kollajen sentezi ve angiogenesis

Yaranın yeni epitelle örtülmesi

Maturasyon dönemi:

(Yıllarca)

Reorganizasyon sonucu nedbenin küçülmesi, incelmesi

Kapillerlerin gerilemesiyle nedbenin solması

TEDAVİ

  • Bası yaraları bir kez oluştuğunda tedavisi son derece güçtür.
  • Ameliyat yöntemleriyle kapatılan yaralarda %95’ lere varan yineleme oranları bildirilmiştir.
  • Bu yüzden erken teşhis ve tedavi maliyetin azalması açısından zorunlu olduğu kadar, bu yaraların ilerlemesini azaltmada da önemlidir.

TEDAVİ BASAMAKLARI

1- Hareketliliği sınırlı olan her hasta sakral (kuyruk sokumu), iskial trokanterik (kalça yanları) ve topuk yaraları gelişimi yönünden yüksek riskli olduğu konusunda bilgilendirilmelidir.

2- Kuyruk sokumu ,kalça yanları ve topuk alanları dahil riskli alanların günlük değerlendirilmesi yapılmalıdır.

3- En az haftada bir kez olmak üzere fotoğraflarla her yaranın objektif değerlendirilmesi ve yara gelişiminin doğru
kayıtlanması gereklidir.

4-Deride bir kırılma tespit edilir edilmez uygun bir tedavinin derhal başlatılması çok önemlidir.

5-Dokuların mekanik debridmanı (temizlenmesi).

  • İlk doku temizlenmesinin ameliyathane şartlarında yapılması doğrudur.
  • Debridmandan sonra kemik yumuşak bir yüzeyle bırakılmalıdır.
  • Amaç yeniden yapılandırılan  alana  basıncı azaltmaktır.

6- Etkili uygun pansuman ve nemli bir yara iyileşme çevresinin koşullarının oluşturulması

Hedef: boşaltım sağlama, sellülit ya da koku olmaksızın bölgesel infeksiyon bulguları olmadan iyi kanlanması olan iyileşme dokusu teminidir.

Pansuman amacı ile kullanılan solüsyonlar: (serum fizyolojik ile povidon-iyodin, hidrojen peroksit, asetik asit ve sodyum hipoklorid (Dakin solüsyonu) gibi bakteri önleyici solüsyonlar ve gümüş sülfadiazin)

Gazlı bezler yara içine doldurulmalı ve 6-8 saatte bir değiştirilmelidir.

7- Bütün beslenmesi eksik hastalara yoğun beslenme desteği sağlanmalıdır.

8- Yaranın ve diğer yüksek riskteki alanların basınçtan kurtarılmasındaki amaç, hastanın ağırlığını eşit olarak dağıtmak ve idealde vücudun hiçbir bölgesinde 32 mm Hg’dan daha yüksek basınç oluşmasına izin vermemektir.Bunun için:

  • Pozisyon değişimi sağlamak
  • Basıncı ve sürtünmeyi azaltmak için planlanmış destek yüzeyleri kullanmak gereklidir.

9- Akıntının ve selülitin ortadan kaldırılması;

  • Yaradaki infeksiyon çevre dokulara yayıldığında sellülit olur.
  • Nemli pansumanlar ve antibiyotiklerin kullanımıyla bütün sellülitler ortadan kaldırılır.
  • İnfeksiyonun diğer muhtemel bulgusu olan akıntı da ortadan kaldırılmalıdır. Bunlar için yara örtüleri kullanılmalıdır.

Yara örtüleri

  • Gazlı bez ve petler
  • Saydam adheziv örtüler
  • Hidrokolloid
  • Jel
  • Kalsiyum alginat

10- Biyolojik tedavinin göz önüne alınması; yara iyileşmesini sağlamada growth faktörlerin (büyüme faktörlerin) önemi son zamanlarda gösterilmiştir.

11- Palyatif bakım; Bu hastalarda tedavi ağrının giderilmesi ve yaranın ilerlemesini durdurmadan ibarettir.

12- Fizik Tedavi

    • Egzersiz – Lazer,
    • Ultrason, – Ultraviole,
    • Mikroakım – HVPS
    • Elektrik stimülasyonu, – Hidroterapi
  • Sadece elektriksel stimülasyonu önerilmekte
    • bu yöntemin konvansiyonel tedaviye yanıt vermediği kanıtlanmış evre III ve IV bası yaralarında ve ayrıca inatçı evre II yaralarda düşünülmesi gerektiği belirtilmiştir.
  • Ultraviole, düşük enerjili lazer, hidroterapi ve ultrasonun tedavi edici etkisi önermeye yetecek düzeyde kanıtlanmamıştır.

RESİMLER

CERRAHİ TEDAVİ

  • Bası yaralarında cerrahi tedavi eksizyonel debridman, kemik çıkıntıların uzaklaştırılması ve yaranın kalıcı bir örtü ile örtülmesinden oluşur.
    • debridman
    • graft
    • flap
  • Bası yarasının, etrafındaki bursa ve varsa oluşmuş olan sertleşmiş doku ile birlikte tamamen çıkarılması amaçlanır.
  • Enfekte olmuş kemik parçalarının ve ileride basıya yol açabilecek kemik çıkıntılarının uzaklaştırılması önemlidir.
  • Dikkatli dengeli ve vakumlu yara boşaltımı. Debridmandan sonra uyumun sağlanamadığı durumlarda yaranın kapatılması 24 saat geciktirilebilir.
  • Tüm ölü boşlukların iyi kanlanan kas, kas- deri ya da fasyokütan fleplerle (doku parçaları) doldurulmalıdır.
  • Yaranın büyük lokal fleplerle kapatılması ve fleplerin, dikiş hatları ağırlık taşıyan bölgelerden geçmeyecek ve gelecekte başka fleplerin hazırlanmasına engel olmayacak şekilde planlanması önemlidir.
  • Doku alınan alanlar gerginliğe yol açmayacak şekilde, gerekirse deri grefti ile kapatılmalıdır.

EVRELERE GÖRE TEDAVİ

  • Bası yaraları etkilenen doku tabakalarını dikkate alarak dört evre şeklinde sınıflamıştır.
  • Buna göre hastaya verilecek bakım her bir evreye göre değişiklik göstermektedir.

I. Evre

  • Bu evrede deride basmakla kaybolmayan kızarıklık vardır.
  • Deri bütünlüğü bozulmamıştır.
  • Kızarıklık basınç kalktıktan sonra 30 dakikadan fazla kalır.
  • Bu evre uyarı olarak algılanmalıdır.
  • Genellikle kendiliğinden iyileşir.
  • Gerekli önlemler alınmalıdır (Pozisyon, temizlik, sürtünme ve makaslama kuvvetine maruz kalma önlemeli).

II. Evre

  • Epidermis ve/veya dermisin üst tabakasını etkileyecek şekilde kısmi derinlikte doku kaybı vardır.
  • Klinik olarak deride sıyrılma, su toplanması veya derin olmayan çukur şeklinde gözlenir.
  • Tedavide ilk adım yaranın dikkatlice değerlendirilmesidir.
  • Çünkü yüzeysel gibi görünen bir bası yarası derin dokularda III. Evre olabilir.
  • Nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Yara enfeksiyondan korunmalıdır.
  • Kendiliğinden ya da pansumanla iyileşir.

III. Evre

  • Epidermisten başlayıp üst fasyaya kadar uzanan tüm dokuları içeren tam derinlikte doku kaybı ya da nekroz vardır.
  • Kemik, tendon ve eklemlere kadar uzanmaz.
  • Basınç ülseri derin çukur şeklindedir.
  • Yara yatağı genellikle ağrısızdır.
  • Tedavide yara dikkatlice değerlendirilmelidir.
  • Ölü doku temizlenir.
  • Enfeksiyon önlenir (pansuman, antibiyotik).
  • Hastanın protein ve enerjiden zengin beslenmesi sağlanır.
  • Bu evredeki bir yaranın kendiliğinden kapanması aylarca süreceği için genellikle cerrahi müdahale yapılır.

IV. Evre

  • Tedavisi III. Evredeki yara gibidir, ancak kemik dokusu etkilendiği için genellikle temizleme işlemi daha yaygın yapılır.